26 Aralık 2014 Cuma

KIŞ OKUMA ŞENLİĞİ

Herkese Merhabalar! :) Sevgili Kış Okuma Şenliği için seçtiğim kitaplar aşağıdaki gibidir. Umarım daha çok okuyabilirim :) 


1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi'nden bir kitap. 

ROBIN COOK-ŞEYTAN ZEHRİ

2. Kategori (10 puan): Bir çizgi roman veya foto roman.
Teksas

3. Kategori (10 puan): Fantastik kurgu/bilim kurgu/distopya/steampunk vb. türde bir kitap.

-MICHAEL CONNELY- KAN BAĞI

4. Kategori (10 puan): Adında bir akrabalık ilişkisi geçen bir kitap.

-BALZAC-GORIOT BABA

5. Kategori (10 puan): Bir şiir kitabı.
- Yok :(

6. Kategori (10 puan): Yasaklanmış bir kitap.

-JOHN STEİNBECK- GAZAP ÜZÜMLERİ

7. Kategori (10 puan): Tarihi kurgu türünde bir roman.

Tarihi kurgudan kastım olayların II. Dünya Savaşı'ndan önceki bir zaman diliminde geçtiği kurgusal bir roman. Olayların tarihte gerçekleşmiş olması şart değil.

- RAMSES1- IŞIĞIN OĞLU 

8. Kategori (10 puan): İsminde kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların karda kışta geçtiği bir kitap.
-PAUL AUSTER- KIŞ GÜNLÜĞÜ

9. Kategori (10 puan): Bir yazarın tavsiye ettiği bir kitap. (Yaratıcı önerisi için Neslihan'a çok teşekkürler)
-ALTAY ÖKTEM ÖNERİSİ(IDEFIX)-  DOSTOYESVSKİ- YERALTINDAN NOTLAR

10. Kategori (10 puan): Yayınlanmış tek bir romanı olan bir yazarın "o" romanı.
Bu kategori hem yazın hayatının henüz başındaki yazarları keşfetmek için hem de Harper Lee, Boris Pasternak, Margaret Mitchell gibi tek ama dev eserler bırakmış yazarları keşfetmek için bir fırsat

MELİKE İNCİ- O ANDA

11. Kategori (10 puan): Mektuplardan veya anılardan oluşan bir kitap.

-SABAHATTİN ALİ- CANIM ALİYE RUHUM FİLİZ

12. Kategori (10 puan): İlkokulu bitirdiğiniz yıl ilk baskısını yapmış bir kitap.
Yabancı yazarlardan olan kitaplarda yurtdışı baskısını da dikkate alsanız olur Türkiye baskısını da.

-PAULO COELHO-ZAHİR-2005

13. Kategori (10 puan): Beyaz perdeye aktarılmış bir kitap. 

-PATCH ADAMS- YAŞAM BOYU KAHKAHA

14. Kategori (10 puan): 20. yüzyılda Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazardan bir kitap.
Baktım ki bu zamana kadar ki şenlik katılımcıları genelde 21. yüzyılda Nobel kazanmış yazarları tercih ediyor, kategoriyi biraz değiştireyim dedim.

’ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR’ - ERNEST HEMİNGWAY 

15. Kategori (10 puan):Goodreads'in "Ölmeden Önce Okunması Gerekn 1001 Kitap" listesinden bir kitap.

GEORGE ORWELL- HAYVAN ÇİFTLİĞİ

16. Kategori (10 puan): Bir aşk romanı.

HANDE ALTAYLI-KAHPERENGİ

17. Kategori (10 puan): Size veya aynı evde yaşadığınız kişilere ait olmayan bir kitap.
İster kütüphaneden alın, ister bir tanıdığınızdan, akrabanızdan, arkadaşınızdan.

Ayfer Tunç-Kapak Kızı 

18. Kategori (Her kitap 10 puan, 2 kitabı da okuyana ekstradan 20 puan, toplam 40 puan): Bir Türk, bir yabancı yazardan birer öykü kitabı.

KADİR AYDEMİR-AŞKSIZ GÖLGELER
FRANZ KAFKA-Değişim

19. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı, ikisi kadın, ikisi erkek olmalı.

ERTURK AKŞUN- YARIM KALAN
HASAN ALİ TOPTAŞ- BİN HÜZÜNLÜ HAZ
FÜRUZAN-SEVDA DOLU BİR YAZ
MAEVE BINCHY- GERİ DÖNECEKSİN

20. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplam 70 puan): Pulitzer veya Man Booker veya Goncourt veya Nebula veya Hugo ödülü kazanmış veya bu ödüller için finalist olmuş üç kitap.  

BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK -HARPER LEE

21. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 30 puan, toplamda 70 puan): Dünya edebiyatından dört kitap. Kitapların biri Latin Amerika, biri Afrika, biri Asya ve biri Avrupa edebiyatından olmalı. Türk edebiyatı kapsam dışı.

PAULO COELHO-PORTOBELLO CADISI  - Latin Amerika
EMILE ZOLA- MEYHANE – AVRUPA EDEBİYATI
AMIN MAALOUF- DOĞU'NUN LİMANLARI- Asya Edebiyatı 



22. Kategori (Her bir kitap 10 puan, tüm kitaplar okunursa ekstradan 40 puan, toplamda 70 puan): Türk bir yazardan bir üçleme veya aynı seriye ait üç kitap.
Örnek: Bir Ada Hikayesi / Yaşar Kemal, Tütün Zamanı / Necati Cumalı, Perg Efsaneleri / Barış Müstecaplıoğlu, Esir Şehir Üçlemesi / Kemal Tahir, v.b

Yok :( 

-

20 Aralık 2014 Cumartesi

KİTAP YORUMLARI #4 - SONSUZ UNUTUŞ/ KADİR AYDEMİR


Tekrardan merhabalar! :)
Kitabın Adı: Sonsuz Unutuş
Yazarı: Kadir Aydemir
Yayınevi: Yitik Ülke Yayınları
Sayfa Sayısı: 79
Temin edebileceğiniz yerler:


Daha önce hiç okumadığım bir yazarın kitabını okudum,tanıştım. Tesadüfen fuarda kendisi ile tanışma fırsatım oldu ve gayet sıcak insan olduğunu söyleyebilirim. İmzamı da kaptım :)
Sonsuz Unutuş, benim enerjimin olduğu veya yoğun olmadığım zamanlarda tercih ettiğim tarz bir kitaptı. Sessiz sakin bir ortamda alacaksınız çayınızı kahvenizi altını çize çize sindire sindire okunacak bir kitaptı. Öykü kitapları fazla sevmememe rağmen bende daha çok okuduğumdan anlamadan ziyade ‘Aman Allahım bunun da altını çizmeliyim ‘ dedirtti. Tek kelime ile bayıldım! Hayır o kadar indirimdeyken başka kitaplarını da alsaymışım keşke dedim :)


Altını çizdiğim cümleler o kadar çok ki hepsini yazamayacağım maalesef ki. Ama bir kısmını paylaşabilirim:
-          Dalgalar kıyıya vurdukça benden ufak bir parça da alıp götürüyor su.

  • -          -Ben sihirli bir fasülye değilim,hayır; ben hasta köpeğin kovaladığı mutsuz gezgin.



  •   Yeniden doğuş böyle bir şey olmalı dedi içinden ve sürünerek uzaklaştı oradan, uzun bir gölgenin içinden geçip kuru dallara sürünerek…


  • -          Soğuk işlemiş her şeyin içine. Uzakta mı şimdi deniz, buzlu dalgalar, kristal balıklar. Deniz minareleriyle dolu sesin.



  • -          Kar yağarken her şey ayrılıktır söylemiştim.


  • -          Kendinle karşılaşmaktan korkuyorsun gölgeler arasında ilerlerken.



  • -          İçindeki aynada donup kalmıştı. Ne sırdı artık ne de hayatı acımasızca yansıtan o keskin taraf.  Tam ortasındaydı, yapayalnız,sessiz,hareketsiz. İki harf arasına sıkışmıştı hepsi bu…


  • -          Gecenin bir bitimi olmalı. Düşünsene. Sürekli hareket edersek seninle gecenin bitmediği o yeri bulabiliriz bakarsın.



  • -          Yalnızlık ve masa. Masa ve ben. Yanımdan geçen mutlu çiftler ve gölgeler.


  • -          Onun yanında mutluydum, konuşmama gerek yoktu,kavrıyordu ruhumu.



  • -          Uzakta mavi bir deniz coşuyordu ona gizlice dokunurken. Sesi hem çok tanıdık hem de hiç bilinmedikti. Çözemiyordum ama hissediyordum bu bağı…


  • -          Bir gün bir an geldi ve karşılaştın işte onunla. Sıradan bir gündü.



  • -          Ayrılık mı, kavuşmak mı seni mutlu eden? Yalnızken bir insana rastlamak mı, rastlantıdan sonra ayrılmak mı? Her kavuşmanın ayrılık suyunu içinde taşıdığını, yani sonsuz bir ölümle yüklü olduğunu bilmen ne acı.


  • -          …tuzlu,derin bir uykuydu aşk. … Aşk buydu, uzaklara doğru bakıp bir şarkı mırıldanmaktı. İnciten bir şarkı.



  • -          Ayrılık renksiz bir şey.


  • -          Onlar her denizci gibi ölümün suyla geleceğini ve hiç gitmeyeceğini biliyorlardı, bense ayrılığın bir ada olduğunu hiç unutmayacağım.



  • -          Yıllarca bir zarfın içinde uyumak nedir bilir misin? Peki ya postada kaybolan bir mektuba hapsolmak.


  • -          Her gün sayfalarca mektuplar yazardım. Hayaller kurup çiçekler toplar, gülümseyerek gezerdim kırlarda,çünkü o bir gün bana geri dönecekti.



  • -          Tek isteğim cephanedeki sevgilime bir an önce varmasıydı yazdıklarımın. Postada kaybolan mektuplar vardır. Kimin, ne zaman, kime, neden yolladığı unutulur onların. Tozlu raflarda bekler,sahibine bir türlü ulaşamazlar. Ama bu sefer, yani bir seferliğine ben kazanmıştım.


-          Ona ulaşmanın en iyi yolu buydu; mektup zarfının içine girip sevdiğin adamın yanına dek gitmek ve ona kocaman bir sürpriz yapmak. İmkansız mı dedi biri?


Yazarın Aşksız Gölgeler kitabını da almıştım. Biraz ara verip onu da okuyacağım. 

Şimdi siz de huzurla çayınızı,kahvenizi,şarabınızı alıp bu güzel kitaba başlayın! 

Hoşça bakın zatınıza! :)

9 Aralık 2014 Salı

KİTAP YORUMLARI # 3- Kumral Ada Mavi Tuna/Buket UZUNER



KUMRAL ADA MAVİ TUNA- BUKET UZUNER

-      Kitabı Beyoğlu Sahaf Festivali’nden buldum.

Yayınevi: Everest Yayınları
Yazar: Buket Uzuner
Sayfa Sayısı: 498
 Ürünü bulabileceğiniz yerlerden biri:   http://www.babil.com/urunler/1302116/kumral-ada-mavi-tuna-632207

Mabelcim…
Hayatımda söylemekten ve duymaktan hiç uslanmayacağım bir kelime oldu kendisi bu kitabı okuduktan sonra.
Buket Uzuner daha önce hiç okumadım açıkcası. Ayrıca bu kitabına olan ilgiden ziyade diğer kitapları hakkında sıkıcı olduklarına dair yorum yapanlar da bir hayli var. Onca zaman oldu okuyalı neden şimdi yazıyorum diye düşündüm de sanırım Kumral Ada Mavi Tuna benim favori listemin ilk 5’i arasında olmayı hak etti.
Aras, Ada,Tuna,Meriç…  Kitabın ana karakterleri. Hangisinden etkilendin diye sorarsanız bence Ada benim için favori sayılabilir.

Tuna’nın Ada’ya olan aşkı, Ada’nın Tuna’nın abisi Aras’a olan aşkı ve bütün bunların dışında kitaptaki şair dayının Atilla İlhan olduğu fikri benim de aklıma gelmedi değil. Olay kurguları zaman zaman gereksiz olduğunu hissetsem bile sonuna kadar sevgiyle okudum hep.

İşte altını çizdiğim bazı cümleler:)
-Mabelciim, bir kere deniz kızları denizde olur. Sonracıma, nehirler mavi olmaz, yeşildir!

-Sakın kendini bırakma. Sana ne dedikleri, ne anlattıkları hiç önemli değil. Sen kendini nerede ve ne yapıyor olarak biliyorsan, doğrusu odur! Kimse, tek bir kişi bile sana inanmasa dahi, ben sana inanıyorum ve daima kefilim Mabel! Aslolan buraya geri dönmen,gerisi,anlatılanlar ve anlatılacaklar boş laf! Sakın kendinden kuşkuya düşme. Orası neye benziyorsa öyledir ve bence sen mutlaka haklısındır Mabelcim.

-Seninle ve daima sevgiyle Mabelcim…

Hoşça bakın zatınıza ! :)


5 Aralık 2014 Cuma

KİTAP YORUMLARI # 2 - NEVA/ILGIN OLUT


Hayat… Ve çılgıncasına akıp giden zaman.
Bütün yaşanan çelişkiler,bu dünyanın tarif edemediğimiz işleyişi,kurallara tabi olmayan duygular ve zaman zaman hissettiğimiz farklı heyecanlar.
 Davam var,
Çılgıncasına akıp giden zamana, sevdiklerimizi bizden alıp götürmesine.
Davam var,
Sonsuza ait olan duygulanımlarımıza teslim ettiğimiz fani duygulara,büyük başarı tanrısını kovalarken yitirilen gençlik rüyalarına,unutulan ideallerine…


En sevdiğim kitaplar sıralamasında ilk 5’de yer alır Neva. Bir erkeğin iç dünyası ile bir kadının aşkını nasıl katlettiğini anlatır. Nedenini bilmediğim bağlandığım bazı yorumlarda gözden çıkarılacak kitap olarak görenlere karşın ben bu kitabın arkasındayım.
Her okuduğumda farklı hissettiğim, her seferinde kendime ait başka parçalar bulduğum kitap…
Çelişkide kaldığımız, söylemeye cesaret edemediğimiz, uğrunda savaşmadığımız her şey için geç olabilineceğini vurgulayan bir kitap.


…Narin,sessiz sedasız,kısacık ömürlü nadide bir kelebek gibi yalnızca birkaç sayılı nefeslik dünyamı güzelleştirdikten sonra usulca gitmesi…



…Sürekli içimizde çalan,sizden başka kimsenin duymadığı bir müzik gibi…Vicdanın pırıltılı,ince ,yumuşak fakat o çok güçlü melodisi…

1 Aralık 2014 Pazartesi

Bir Kitap Fuarı daha Geçti :) İşte Fuar Günlüğüm

FUAR GÜNLÜĞÜ
Geciken fuar yazıma başlarken belirtmeliyim ki blog’a yeni yeni başladım ve aslında doğru düzgün yazamadım bile. Her şeyin başlangıcı makbuldur diyerek başlamak istiyorum J
Evet öncelikle biz kitapseverler için belirli kurallar vardır fuara gitmek için. Liste yapmak en önemli kurallardan biridir. Çünkü sizin de benim gibi (öğrencilik zor) kısıtlı bütçeniz ama oradaki bütün kitaplara sahip olma gibi hayaliniz varsa iş sıkıntılı oluyor maalesef ki. İlk önce işe liste yapmakla başladım. İstediğim kitapları yazar ve yayınevlerini, satış fiyatlarını ve en son da internet satış fiyatlarını yazdım. Çünkü inanın bazı yayınevleri maalesef ki internetten daha pahalıya satış yapıyor(Pegasus Yayınları).
İşte bunlar da benim ilk gün gittiğimdeki ganimetlerim. 

Neye göre nasıl seçtin derseniz aslında çok yeni kitap almayacaktım biraz bestellerden kaçma düşüncem vardı. Aytuğ Akdoğan’ın imza günü diye gittim ama stantta ondan önce Erturk Akşun vardı. Geçen seneden merak ettiğim Ateş,Güneş ve Ada kitabını aldım ama o kadar güler yüzlüydü ki dayanamayıp başka kitabını daha imzalattım. Satış fiyatları 15er TL olmasına rağmen ikisine 20 TL verdim.

Gelelim Arkadya Yayınları’na. Bütün kitaplar 10TL idi ve ben bunu seviyorum. Sarah Jio tam böyle vize-finallerden sonra okunacak ve vakit bulunursa bir günde bitecek kitaplara sahip. Daha önce almadığım Son Kamelya ile yeni çıkan kitabını aldım.  İkisine toplamda 20 TL verdim.
Fuara ilk girdiğimde İletişim Yayınlarını gördüm ve istediğim birkaç kitabı aldım. Mahir Ünal Eriş-Olduğu Kadar Güzeldik,Barış Bıçakcı, Hasan Ali Topbaş gibi. Hiçbirini daha önceden okumadığım ama almak istediğim kitaplardı. Tek tek hatırlamamakla beraber toplamda 51 TL verdim İletişim Yayınlarına.

YKY hemen hemen herkesin ihtiyacı olan kitaplara sahip. Vera’nın Bahtiyar Ol Nazım kitabını fuarda isteyince bir şaşırdı stanttakiler nedenini bilemedim ama sizden başka kimse istemedi dediler, daha okuyamadım ama umudum iyi yönde. Uzun zamandır istediğim Sabahattin Ali-Canım Aliye,Ruhum Filiz’i aldım. Tezer Özlü’nün eksik kitaplarımı tamamladım ve bu yayınevinden daha önce hiç okumadığım Füruzan,Yalçın Tosun kitapları aldım. Kendilerinden de umudum iyi yönde. En azından Füruzan’ı çok duydum.
İmza günlerini inceleyip gittim ve Yitik Ülke Yayınları’nda Ahmet Çağlayan’ın imza gününe uğramak istedim. Kendisi stantta yoktu, ben hiç okumamıştım bu yayınevinden kitap,tedirgindim. Neyse dedim İlgi bak bir tane al derken imzası olan Barış Çağrı Genç ile tanıştım. İki kitabını aldım ve imzalattım.

İşte dedim keşke bütün yazarlar okurlarla böyle iletişimde olabilse. Enerjisi,sorduğum sorulara sabırla cevaplaması, ve beni yazma konusunda desteklemesi için kendisine buradan da teşekkürlerimi yolluyorum :) aynı zamanda Yitik Ülke’den Melike İnci-O anda romanını aldım. Daha başlayamadım ama instagramda yaptığım küçük araştırmada beğeni topladığı aşikar. Üç kitaba cüzi bir miktar verdim.
Bir süredir fuarda almayı beklediğim bir diğer kitap da Enis Batur-Kitap Evi idi. Bolca gördüğüm bir kitaptı dayanamadım.
Akademik kitaplara değinmiyorum ama onlarda da %50 indirim vardı :)
İşte fuarın ilk gittiğim günü böyleydi…


Gelelim ikinci gününe,
Hafta içi arkadaşlarımla gittim söz verdim kendime kitap almayacağım diye ama nafile tabii ki.




Hiç aklımda yokken İclal Aydın’ın kitabı 2,5 TL olunca insan almak istiyor tabii ki :) 
Tabii bu ilk geldiğim gün ile en son fuarda bulunmam arasında bir tatsızlık yaşadım. İmza gününe gelemeyen yazar için sitemde bulundum, kendisini Taksim’de bulabileceğimi söylediler ve ben de kitaplarını merak ettiğim biriydi. Sonra twitter’dan kendisi bana aslında benim bir suçum yok ama öğrencisin kitap gönderiyim gibi bir ibarede bulundu. Ben de kendisine kitap almak için yapmadığımı söyledim ve açıkcası sinir bozucu bir durumdu. Bu olaydan sonra kendisinin asla bir kitabını okumam ve de tavsiye etmem, ama yine de yayınevi hatrına ismini vermek istemiyorum.

Kitap almayacağım dedim ama arkadaşlarımı da Yitik Ülke Standına götürdüm yine ben kitap aldım, onlar almadı. Ama olsun Kadir Aydemir’i tanıdım. Sonsuz Unutuş ve Aşksız Gölgeler kitabını alıp imzalattım. Sonsuz unutuş’u okudum ve dedim ki keşke bütün kitaplarını toplayıp öyle eve gelseymişim. Tarzını sevdim tavsiye edebilirim:) Kendisi de bana Gözde Şahin-Çağıran Uzaklar kitabını hediye etti. Ona da buradan teşekkür ederim. Bu arada iki kitaba da yok denebilecek kadar az ücret ödedim sanırım. Zira sıfır lira ile dönmek fuara gitmenin adabı…
Tadı ile tatsızlığı bu senenin fuarını da böyle atlattık. Bloguma daha çok önem vereceğime söz vermekle beraber umarım yazdıklarım fikrinize yarar,


Hoşça bakın zatınıza :) 

4 Kasım 2014 Salı

KİTAP YORUMLARI # 1 - KABUK ADAM/ ASLI ERDOĞAN



Aslı ERDOĞAN-Kabuk Adam 
İlk Aslı Erdoğan kitabım kendisi. Çok büyük beklenti ile okumuştum sevdim de. Daha ilk sayfasından etkilemeye başlıyor insanı. Düşünüyorsunuz gerçekten olmak istediğiniz yer burası mı diye? 
İşte altı çizililerim;
” Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı veremez, özellikle mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. Belleğin kaçınılmaz imtihanı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır.”


”Yaşadığımız anları dondurup cümlelere dökme çabası, çiçekleri kurutup kitap yaprakları arasında ölümsüzleştirmeye benzer.”


”Oysa biliyordum ki son noktayı koyduğumda, elimde bulacağım, gerçeğin tortusundan ibaret olacak.”


”Ölüme hazırlanan yaşlı bir kadın kadar umutsuz ve kırgındım.”


” Çalışmak,çalışmak,çalışmak. Hastalanmadan,üzülmeden, bunalıma girmeden,aşık olmadan, hiç teklemeyen bir jetın gibi çalışmak. Haftanın yedi günü, günde on dört,deneyler başladığında on altı saat çalışmak…”


”Denizden kıyıya doğru, hiç durmadan sürekli esen sıcak rüzgar, insanı sersemletecek kadar güçlüydü…”


”Sonsuz bir rehavet ve huzur içinde, başı sonu olmayan düşüncelere, gökkuşağı renkli imgelere kaptırdım kendimi.”


” Duyumsayarak yaşamak!”


”Ama dedi, bir kitabın kapağına bakarak içindekileri anlayamazsın, bir insanı yüzüne bakarak anlayamadığın gibi…”


”Beni hiç tanımayan, tanımak da istemeyen insanlara açılmak için güçlü bir tür kışkırtma,meydan okumadır. Ama kendi acılarına bile yabancılaşmış insanlara, acıdan söz etmenin ne anlamı olabilirdi ki? Yürekleri yerine, tıkır tıkır işleyen, yağlı bir makineyi kullananların inandığı, şu acı çekeni oynama kavramı, sayısız görünümlerinden biridir sadece.”


”Yalnızlık içsel bir şeydir, taşkınlık da onun dışavurumlarından biridir dedim.”


”Bir kadından söz eder gibiydi ve ancak bir sevgiliye gösterilebilecek sevecenlikte onu okşarken, gözlerini benden ayırmıyordu. Asıl dokunmak istediği bendim,ikimiz de biliyorduk bunu.”


”Sevilmeye her şeyden çok gereksinimim varken, bana karşılık istenmeden sunulan bu umulmadık sevgiyi reddediyordum.”


” Hayatın bu süpriz armağanının değerini bilemeyecek kadar katılaşmıştım. Yüreğim nasır bağlamıştı.”


”Yalnız kalmak,bütün zamanları kendime ayırmak istiyordum. Çözümleyemediğim, başa çıkamadığım dönüşümler gerçekleşiyordu içimde ve bunların üzerinde düşünecek vakit bile bulamıyordum.”


”Yaşama kabızlığı diye adlandırdığım o illete tutulmamış olanlar, yazar olmayı akıllarından bile geçirmezler bence.”


”Hayatın bizlere verip verebileceği tek ödül,tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı, ilk fırsatta katlederiz. Sonra da, ömür boyu, bu asla bağışlanmayan günahın lanetini sırtımızda taşırız.” 

”Eski benliğimi kurumuş bir kabuk gibi geride bırakmıştım ama yeni benliğime de bütünüyle sahip çıkamamıştım. Bir geçiş döneminde, iki ayrı varlığı bünyesinde barındıran, hibrid bir yaratık gibiydim.”

Charles Bukowski

Charles Bukowski-Eksik Olan

 sebebini ve niyetini bilmediğin bir savaşta
aklını yitirmiş çocuklarla dans etmekti senin yaptığın.

 medeniyeti dizlerinin altına almaktı senin yaptığın,
kuşların öldürüldüğü bir yaşamın senaristine hesap sormaktı.

sokağa şah çekmekti senin yaptığın,
 matlarını özenle saklayıp koca bir insanlığı kuralsız bırakmaktı.

hiç değilse bir şeydi senin yaptığın,
yasaklı ve çırılçıplak bir suya akacak tüneller kazmaktı.

 hiç değilse bir şeydi senin yaptığın,
sebebini ve niyetini bilmediğin bir hayatta aklını yitirmiş bir kendinle baş başa kalmaktı.

15 Mayıs 2014 Perşembe

Aşk Sevdiğim Şehirler Gibidir.

Ne kadar çok şey söylenmiş şehirler hakkında, ne çok şiirler, ne çok şarkılar…
 Farklı şehirlerde yetişmiş insanlar  birbirini çocukluğundan tanır derler,şehrinden, çocukluğunun geçtiği sokaklardan, o gülüşlerinden…
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç,
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
İkimize yetmez.
Yaşadığın,büyüdüğün şehrin kapılarını aç demiş Özdemir Asaf. Bana çocukluğunun geçtiği sokakları anlat. Hayalimde canlansa da elimden tut götür demiş.Hiç bilmediğim bir şehirde Senin anılarını,çocukluklarını,gülüşlerini dinlemek için…
Bana çocukluğunu anlat, ne kadar uzun süreceği umrumda değil. Bana kendini anlat. Geçmişin sonu olmak için. Bana kendini anlat tedirgin etmeden, eksilen her yanımı doldurarak. Bana papatyaları anlat; nasıl bu kadar güzel olduklarını, nasıl bu kadar güzel hissettirdiklerini anlat…
Ve İstanbul… Doğduğum,yaşadığım şehir, eşsiz güzellikteki şehrim;
Büyüdüğüm şehirde yeniden tanışıyorsam,yeniden yaşıyorsam ve en önemlisi farklı görebiliyorsam bunun üzerine söylenebilecek en güzel sözleri yine Nazım yazmış;

‘’Bu şehir güzelse
senin yüzünden’’
NAZIM HİKMET
Bazen Nazım’ın kadınlarını kıskanırım kendimce. En sevdiğim şiirin sahibi olan onu paylaşamam belki.  ‘Gözleri Siyah Kadın’’ en sevdiğim. Kaç kadın geçmiş hayatından, hepsi için de ayrı güzel,ayrı özel yazmış. Piraye,Münevver,Vera ve nicesi…
Şimdi yağmurlu,soğuk bir mayıs akşamı İstanbul’da. İçimde korkudan da farklı bir umut var bence bir Nazım’la son vermek olabilir ne dersiniz?
şehrime gel sevgilim.
yarın çık gel.
bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın, gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın;

gel ki, nefes alayım. gel.”     11.05.2014

TAŞINMA DUYURUSU!

Merhaba sevgili okuyan, Bugün sizlere aslında biraz da değişik bir durum içerisinden bahsetmek istiyorum. TAŞINIYORUM!!! (Sadece bloğu...