15 Mayıs 2014 Perşembe

Aşk Sevdiğim Şehirler Gibidir.

Ne kadar çok şey söylenmiş şehirler hakkında, ne çok şiirler, ne çok şarkılar…
 Farklı şehirlerde yetişmiş insanlar  birbirini çocukluğundan tanır derler,şehrinden, çocukluğunun geçtiği sokaklardan, o gülüşlerinden…
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç,
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
İkimize yetmez.
Yaşadığın,büyüdüğün şehrin kapılarını aç demiş Özdemir Asaf. Bana çocukluğunun geçtiği sokakları anlat. Hayalimde canlansa da elimden tut götür demiş.Hiç bilmediğim bir şehirde Senin anılarını,çocukluklarını,gülüşlerini dinlemek için…
Bana çocukluğunu anlat, ne kadar uzun süreceği umrumda değil. Bana kendini anlat. Geçmişin sonu olmak için. Bana kendini anlat tedirgin etmeden, eksilen her yanımı doldurarak. Bana papatyaları anlat; nasıl bu kadar güzel olduklarını, nasıl bu kadar güzel hissettirdiklerini anlat…
Ve İstanbul… Doğduğum,yaşadığım şehir, eşsiz güzellikteki şehrim;
Büyüdüğüm şehirde yeniden tanışıyorsam,yeniden yaşıyorsam ve en önemlisi farklı görebiliyorsam bunun üzerine söylenebilecek en güzel sözleri yine Nazım yazmış;

‘’Bu şehir güzelse
senin yüzünden’’
NAZIM HİKMET
Bazen Nazım’ın kadınlarını kıskanırım kendimce. En sevdiğim şiirin sahibi olan onu paylaşamam belki.  ‘Gözleri Siyah Kadın’’ en sevdiğim. Kaç kadın geçmiş hayatından, hepsi için de ayrı güzel,ayrı özel yazmış. Piraye,Münevver,Vera ve nicesi…
Şimdi yağmurlu,soğuk bir mayıs akşamı İstanbul’da. İçimde korkudan da farklı bir umut var bence bir Nazım’la son vermek olabilir ne dersiniz?
şehrime gel sevgilim.
yarın çık gel.
bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın, gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın;

gel ki, nefes alayım. gel.”     11.05.2014