30 Aralık 2015 Çarşamba

Nasıl Geçti Habersiz o koca bir yıl? 2015'de Neler Okudum?

Herkese tekrardan Merhabalar!

Bugün 30 Aralık 2015 Çarşamba. An itibari ile yılın bitmesine sayılı saatler kala bu yazıyı yazmayı istedim. Hey gidi 2015! Kaç kitap okudum acaba? Kaçını beğendim. Yahut kaçının kapağını görünce kaçın diyeceğim onlara gelelim...

Öncelikle 2015 yılı içerisinde toplamda 39,5'dan 40 kitap okudum ( ha gayret bu akşam bitecek:). Az mı? Bana göre oldukça az biliyorum ama çeşitli şeyler geçti hayatımdan o sebeple bu sene böyle:) Instagram'da davet edilen en beğendiğin 9 kitap yorumumu ben hem paylaşıp hem de blogda yazayım dedim.




Öncelikle sizlere sene içerisinde beğenerek okuduğum kitaplardan bahsedeceğim. 

1) Işıl Şenol- Asma Pansiyon : 2015 yılının okuduğum ilk kitabıydı kendisi. 

*Kısa, düz,sade
* Metrobüste, otobüste, ofiste, okulda okunabilecek türden bir kitap. Bozcaada'dan bahsedilen bu kitabı özellikle yorucu bir klasikten sonra okumanızı tavsiye ederim :)

2) İclal Aydın - Bir Cihan Kafes: 

İclal Aydın'ı ayrı severim açıkcası. Çünkü herkese yazacak bir cümlesi vardır. 
*Bu kitap biraz düşük performans geldi bana ama yine de beğenerek bir çırpıda okumuştum. 
*Kafa yormayan kitap isteyenlere tavsiye edilir.

3) Melike İnci- O Anda:  

Melike Hanım ile 2014 Tüyap Fuarında tanışmıştım. 
*Bu kitabı imzalı aldım. Ve gerçekten senenin en iyi kitapları arasına girebilir diyorum. Severek okursunuz!:) (Geçmişi kurcalarsanız yazısı mevcut :)

4) Orhan Pamuk- Masumiyet Müzesi:

İlk Orhan Pamuk kitabımdı kendisi. Hikayesini sevdim, yeri geldi kızdım. Ama bu kitap hakkında diyebileceğim tek şey bir 70-80 sayfa daha kısa ve öz olabilirdi. 

5) Harper Lee- Bülbülü Öldürmek:

Bu kitabı size nasıl anlatsam ki? Yasaklanmış bir kitapmış.
* Kesinlikle ölmeden önce okumanız gereken kitaplar listesine alın! 

6) Agatha Christie- Acı Kahve:

İlk Agatha kitabımdı bu benim. Doğru bir karar ile başladığımı düşünüyorum. Eminim duymayan yoktur. Bu kitaptan sonra sahaflara yazarın ilk baskılarının peşinde koştum :) 

*Tavsiye edilir! 

7) Barış Bıçakçı- Bizim Büyük Çaresizliğimiz:

Bu kitap farklı bir kitap! Bu hissi tek bir kitapda daha hissettim; Ilgın Olut'un Neva kitabında. Kitabı beğenmek değil mesele, benimsemek sanırım. 

*Şiddetle tavsiye edilir. 

8)Hasan Ali Toptaş- Ölü Zaman Gezginleri:

Bu kitap bana öyküyü oku İlgi! dedirten bir kitap. Yapı bakımından öykü tarzı kitaplara pek ısınamamışımdır fakat bu kitap bana bunu yıktırttı, neredeyse bütün sayfaların altını çizdiğim yerler oldu. Yazar mı iyiydi kitap mı diye sorarsanız bilemem, elimde yazarın daha 2 kitabı daha var yeni yılda onları okuyacağım. 

*Dipnot: Bu kitap belki biraz yorgun kafayı kaldırmayabilir. Bir pazar günü kahvenin yanında yahut tatilde, altı çizilerek, sindirilerek okunabilecek bir kitap :) 

9) Paula Hawking- Trendeki Kız:

Piyasa kitaplarını çok fazla takip etmem. Ama bu kitabı alıp '24 Saat içerisinde Okunabilecek Kitaplar' listenize ekleyin derim. 

* Sürükleyici,yalın bir dile sahip, yer yere her mekana her ruh haline uyup içine hapseder.

10) İlhami Algör- İkircikli Biricik

Biraz sonra yazacağım kitabına nazaran bu kitabı önce sevmemiş gibi yaptım. Bir sürü altını çizdim. Ama bitirip kenara koyunca değerini anladım. Farklı bir tarzı var bu adamın.
* Sevdim! 

11) Robin COOK- Denek

Ben bu adama BAYILIYORUM!
*Tıbbi Gerilim'in Ustası. ( Tess halt etmiş desem yeridir)
* İnanılmaz sürükleyici!
* Umarım yazarın yaşı yeter de yenilerini görürüz( bir Amiiiiin! alalım buraya :))

12) Yapraz Öz- Berlinli Apartmanı

Bazen böyle güzel macera-gerilim tarzı yazan Türk yazarlarımızın olması beni çok mutlu ediyor.
*Çok severek okudum.
*Elinden bırakamazsın dediklerinden olsa gerek:)

13) Hüsnü Arkan-Mino'nun Siyah Gülü

Bu yazıyı yazarken arka fonda Hüsnü Arkan çalıyor. Sanatçı kimliğinin yazarlık yönünü geçen sene keşfedebilme imkanına eriştim. İtiraf etmeliyim ki kendisini araştırdım, yorumları okudum.
*Çünkü bazen bir yazarın doğru kitabından başlamak çok önemlidir.
*İyi ki de bu kitaptan başlamışım.
*İlk 9'a kesin ve kesin girer.


- Şimdi gelelim 'Hiç Sevemediklerim' 'e: ( Yazarlara ve emeklere daima saygım vardır ama maalesef benim yıldızım barışmadı) 

1) Ertürk Akşun'un Yarım Kalan ve 'Ateş,Güneş ve Ada' Kitabı:

Şimdi ben bu yazıyı yazdığımın ertesinde babam soracak : eee kızım madem sevmedin neden aldın diye?
*Şimdi şöyle demeliyim : Beni bu arka kapak yazıları mahvetti :(
*Onun dışında toplasan içinden hiç birşey çıkmayacak 2 kitap.
*Gördüğünüz yerden koşarak uzaklaşın.

2) Aytuğ Akdoğan- Duvar

Bir hataydı aldım, okumaya zorladım olamadı.
*Sevemedim.
*Soğuk,havalı, ama cool gözüktüğünü sanan bir dili var. Sevenlere saygım sonsuz :)

3) Naz Esra Elikara- Eylül Aniden Gelir

Yitik Ülke'nin romanlarından gayet memnun olduğum için bu kitabı almak istemiştim. Sanırım fuarda hediye geldi hatırlayamadım ama,
*yazarın ilk kitabı olması nedeniyle olsa gerek çok sevemedim.

4) Azra Kohen- Fi,Çi .....Serisi

Bu kitapları bu kategoriye aldım diye nefret ettim gördüğünüzde uzaklaşın diyemeyeceğim.

*Fakat bu kitabın tek bir başlık altında hatta ve hatta tek bir karakter altında toplanıp bu kadar övülmesi bana biraz reklam kokan hareketler gibi geliyor.

*Abartmadan normal bir kitapmış gibi okuyacaksanız (yada elinizde varsa okuyun) onun dışında para da vermeyin :)



Şimdilik bu kadar! :) Umarım sizler de yazımı beğenmişsinizdir.
Son olarak yeni yılda;

Emeklerin,
İşlerin,
Aşların,
Dostlukların,
Aşkların,
Çay koyup sohbet edebileceğiniz nice insanların hayatınızda kalması dileğiyle ! :)


Hoşça bakın zatınıza! :)

26 Aralık 2015 Cumartesi

KİTAP YORUMLARI #13- Hüsnü Arkan- Mino'nun Siyah Gülü

Selamlar!:)
Bugün sizlere bir kitap yorumlamak istiyorum. Özet olarak Best Kitap Listemin ilk 5'inde yer alacak bir kitap bu!:  Minonun Siyah Gülü. Bu kitabı geçen sene CNR Kitap Fuarında almıştım. Vize,final,hayat koşuşturması derken birkaç kere yarım bırakmıştım. Şu an bunu yazdığım daha doğrusu bu kitabı bitirdiğim için inanılmaz gururluyum. 


2011 yılı baskılı ve 252 sayfa olan bu kitap Hüsnü Arkan'a hayran olmanız için harika bir yol. Şu günlerde yeni çıkan albümü 'Kırık Hava' ile birlikte güzel gidecek bir kitap. 
Bilirsiniz bazen kitabı elimize aldığımızda unuturuz bazı karakterleri, mesela konu yazar ne kadar iyi olursa olsun olayı kaçırıveririz. İşte bu kitapda o yok. 
Ana kahramanlar Zehra,Hasan,Mino,Cahit Adamı, Ayşe,Niyazi ve dahası. Bütün bu karakterleri birbirine bağlayıp kurgulamasını gerçekten mükemmel yapan  bir sanatçı! İzninizle sanatçı demek istiyorum çünkü gerçek sanatçı böyle olmalı benim gözümde. Sadece bu dediğime bakmayın birçok kitabı var Hüsnü Arkan'ın. Ama biraz tavsiye üzerind ve ilk defa okuyacak biri olarak Mino'dan başladım. Ve doğru bir karar verdim. 

Gelelim altı çizili cümlelerime;

- İnsanın insana benzediği çağ, çocukluk galiba. 

- Öykümüzün nasıl başladığını hiçbirimiz bilmiyoruz;sonradan anlatıyorlar, bilmiş kadar oluyoruz. Anımsamak için tanıklara ihtiyaç duyuyoruz, fotoğraflara, sözlere, küçük bir kağıt parçasına çizilen birkaç kelimeye... 

- Saklayamadıklarımıza, saklandığımızın dışında kalanlara... 

- Hayal kırıklığı insanı öldürmüyor yengecim. Yalnızca yaşama azmimiz bir parça eksiliyor; başka bir şey olmuyor. Bir defa ayağa kalkana kadar, eskisi gibi gülmeye başlayana kadar, günlük işlerin hengamesine tekrar dönene kadar, bir vakit bocalıyoruz. Sonra yara izi gibi birşey kalıyor. Zamanla kabuk bağlıyor. Elin hep oraya gidiyor; kaşıyorsun... İnsanın diliyle eksik dişini yoklamasına benziyor. Sonra kaşımamayı, yoklamamayı öğreniyorsun.

- Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun... Ama sonra sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar mı?

- Bir insan yargılanmayı göze almadan kendisi olmayı nasıl başarabilir ki?

- Herhangi bir şeyin kolaylıkla yok edilebildiği, kolaylıkla yaratılabildiği, bir şeyin yerine başka bir şeyin kolaylıkla konabildiği, çoğu zaman inciten ama nefret uyandırmayabilen hareketlerin geniş coğrafyasında yaşıyoruz. 

-Yaşıyor bildiğin kişi ben değildim; o benim çok uzak bir benzerimdi. Diyor ki; kimse kimseyi tanımıyor aslında, kimse kimseyi görmüyor.


Hoşça bakın zatınıza! :)