26 Aralık 2015 Cumartesi

KİTAP YORUMLARI #13- Hüsnü Arkan- Mino'nun Siyah Gülü

Selamlar!:)
Bugün sizlere bir kitap yorumlamak istiyorum. Özet olarak Best Kitap Listemin ilk 5'inde yer alacak bir kitap bu!:  Minonun Siyah Gülü. Bu kitabı geçen sene CNR Kitap Fuarında almıştım. Vize,final,hayat koşuşturması derken birkaç kere yarım bırakmıştım. Şu an bunu yazdığım daha doğrusu bu kitabı bitirdiğim için inanılmaz gururluyum. 


2011 yılı baskılı ve 252 sayfa olan bu kitap Hüsnü Arkan'a hayran olmanız için harika bir yol. Şu günlerde yeni çıkan albümü 'Kırık Hava' ile birlikte güzel gidecek bir kitap. 
Bilirsiniz bazen kitabı elimize aldığımızda unuturuz bazı karakterleri, mesela konu yazar ne kadar iyi olursa olsun olayı kaçırıveririz. İşte bu kitapda o yok. 
Ana kahramanlar Zehra,Hasan,Mino,Cahit Adamı, Ayşe,Niyazi ve dahası. Bütün bu karakterleri birbirine bağlayıp kurgulamasını gerçekten mükemmel yapan  bir sanatçı! İzninizle sanatçı demek istiyorum çünkü gerçek sanatçı böyle olmalı benim gözümde. Sadece bu dediğime bakmayın birçok kitabı var Hüsnü Arkan'ın. Ama biraz tavsiye üzerind ve ilk defa okuyacak biri olarak Mino'dan başladım. Ve doğru bir karar verdim. 

Gelelim altı çizili cümlelerime;

- İnsanın insana benzediği çağ, çocukluk galiba. 

- Öykümüzün nasıl başladığını hiçbirimiz bilmiyoruz;sonradan anlatıyorlar, bilmiş kadar oluyoruz. Anımsamak için tanıklara ihtiyaç duyuyoruz, fotoğraflara, sözlere, küçük bir kağıt parçasına çizilen birkaç kelimeye... 

- Saklayamadıklarımıza, saklandığımızın dışında kalanlara... 

- Hayal kırıklığı insanı öldürmüyor yengecim. Yalnızca yaşama azmimiz bir parça eksiliyor; başka bir şey olmuyor. Bir defa ayağa kalkana kadar, eskisi gibi gülmeye başlayana kadar, günlük işlerin hengamesine tekrar dönene kadar, bir vakit bocalıyoruz. Sonra yara izi gibi birşey kalıyor. Zamanla kabuk bağlıyor. Elin hep oraya gidiyor; kaşıyorsun... İnsanın diliyle eksik dişini yoklamasına benziyor. Sonra kaşımamayı, yoklamamayı öğreniyorsun.

- Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun... Ama sonra sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar mı?

- Bir insan yargılanmayı göze almadan kendisi olmayı nasıl başarabilir ki?

- Herhangi bir şeyin kolaylıkla yok edilebildiği, kolaylıkla yaratılabildiği, bir şeyin yerine başka bir şeyin kolaylıkla konabildiği, çoğu zaman inciten ama nefret uyandırmayabilen hareketlerin geniş coğrafyasında yaşıyoruz. 

-Yaşıyor bildiğin kişi ben değildim; o benim çok uzak bir benzerimdi. Diyor ki; kimse kimseyi tanımıyor aslında, kimse kimseyi görmüyor.


Hoşça bakın zatınıza! :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder