11 Ekim 2016 Salı

İSTANBUL COFFEE FESTIVAL 2016



Uzun bir aradan sonra herkese merhabalar! 



Ha yazdım ha yazacağım diye aylardır el sürmediğim bloguma an itibari ile el atmış bulunuyorum. Birkaç yazı sonrasında minimal yaşam hakkında nidalar savuracak olan bendeniz, bu yazıda coffee fest'de çılgınca nasıl eğlendiğimden bahsedeceğim :)

Öncelikle 2 senedir bu etkinliğe katıldığımı belirtmeliyim ki karşılaştırma yaptığımda haklı gerekçelerim olsun.

En baştan başlamak gerekir ise kahveye olan merakımdan bahsetmeliyim.

Yaklaşık 2 senedir süregelen bir heyecan var içimde. Tam olarak kahve heyecanı olarak adlandıramasam da Book&Coffee tanımında bir mekan açma hayali ile yanıp tutuşmaktayım. (Evet! Moleküler biyoloji ve genetik okudum! Neyse akademik hayattan vazgeçiş hikayemi herkesi rezil ede ede deşifre ede ede başka bir yazımda anlatacağım :)) Kısa vadede pek mümkün gözükmeyen bu neden beni İstanbul'daki 3.nesil diye tabir edilen kahve dükkanlarını incelemeye itti. Birkaç yer gezerek hevesime evde devam etmeye karar verdim. Çünkü artık dışarıda içtiğiniz çoğu kahveyi evde yapabiliyorsunuz. Bütün bunları düşünürken geçtiğimiz sene festival bileti aldım. Arkadaşlarımla gittiğim 2015 festivali, Haydarpaşa Garı'nda yapılmıştı. Bir kere yer olarak benim kalbimi çalmıştı. Lakin pek bir festival havasında değildi. Ortamın derinliği maalesef ki bu yönden enerji katamamıştı. 2016 festivaline ise Küçükçiftlik Park ev sahipliği yaptı. Ulaşım bakımından her ne kadar da geçen seneyi özlesem de festival gibi festival demek için buranın daha uygun olabileceğini söylemeliyim.

İstanbul'da yaşam farklıdır mesela bir İzmir gibi değildir. İzmir'de sıkıldığınızda 2'şer saat aralıklarla mükemmel bir hafta sonu tatili yapabilirsiniz. Lakin İstanbul tam bir rutin hayat şehridir. Haftanın 5 günü ömründen ömür alır o 2 güncük tatilde de garibim İstanbul insanı kendini festivallere yahut aktivitelere atar. Siz ona yüz lira deseniz de gelir. Böyle de gariptir... 


Neyse, işte bu insanlardan 2 kişi olarak festivale Pazar sabahı teşrif ettik. Girer girmez Workshop alanına yöneldik çünkü geçen sene Starbucks'ın sleeve tasarım workshop'unda aşırı bir yoğunluk vardı. Hatta tasarladığım sleeve herkes tarafından beğenilerek sosyal medyada Starbucks Turkiye ile iletişimimi sağladı. Bu sene de aynı heyecanı bekledim ama lakin bulamadım. Coffeerem hesaplı sosyal medyada bir hayli ünlü olan İrem Hanım ile instagram için nasıl fotoğraf çekeriz gibi bir şeydi konusu. Normalde de az biraz bildiğimiz bir şeydi ama neyse :) Benimki çoğu kişi tarafından beğenildi ve fotoğraflandı.

Tam bunun için moralim bozulmuş iken 'Discover How Creativity Reinvents Classics isimli workshop'a katıldık. Ola Perrson! Bu ismi bence araştırın. Kendisi inanılmaz enerjik ve Nestle'nin master baristası. Enerjisi ile ve workshop sonrası harika sohbeti ile tam anlamı ile hayran oldum. Küçük bir hatıra olsun diye ve aynı zamanda yaşına rağmen enerjisini ve yakışıklılığını bir görün diye resim eklemek istedim :)


Verdiği birkaç tarif ile yapacağım kahvelerimi kendim de bir şeyler ekleyerek sizlerle de paylaşabilirim.

 Bütün bunların yanında Kuru Kahveci Mehmet Efendi en büyük standlardan birine sahipti. Söylemeden edemeyeceğim; fuarın en eğlenceli yanı çoğu firmanın oyun, yarışma vb. şeyler yapmasıydı. Mesela Caribou Coffee dilek duvarı gibi bir şey tasarlamış. 


Ve son olarak olası kahve festivale gitmeniz için nedenler:

- Kahveye doymak
- Sohbet muhabbet etmek
- İlkokul çocuğu gibi kağıda bir şeyler yapıştırıp tasarım yapmak
- Bedava ürün toplamak
-Gerçekten iyi bir kahve ekipmanı almak
- Bir sürü komikli fotoğraf çektirmek
- Amaaan hiç biri bana göre değil, alırım ben bir biramı otururum çimlere az müzik dinler sohbet ederim - diye düşünürseniz gidebilirsiniz.

Yahut aman yaşlandım be İlgicim kafam kaldırmaz benim o kadar insanı hem zaten napalım böyle aktivitelere para dökmeyi derseniz de gitmeyiniz :)


İşte öyle sevgili okur... 

Bu kel kör İstanbul insanına ne derseniz koşar. 

Makarna festivali, kahve festivali, çikolata festivali... 

Şükür ki aman eksik kalmayalım diye bunu da atlattık. Sırada ne var İstanbullu!? Kendini nerelere atıyorsun? 


Hoşça bakın zatınıza! :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder