4 Şubat 2016 Perşembe

GEL(MEY)ECEK VAAD EDEN BÖLÜM: MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK

GEL(MEY)ECEK VAAD EDEN BÖLÜM: MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK

Instagram’dan birçok soru aldım bölümüm ile alakalı. Kimisine klişe sayılabilecek cümleler kurdum kimine de içimden geldiği gibi anlattım. Şimdi baktım aslında çoktan bunu yazmalıydım. Biraz kendi yaşadıklarıma biraz da gerçeklere tanık olacaksınız.


  • Bildiğimiz gibi ülkemizde bölüm daha doğrusu ilgi alanı seçme yaşı oldukça çeşitlidir. 3-4 yaşlarından itibaren ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusu ile karşılaşır, tombik akrabalara bayramlarda seyranlarda doktor veya öğretmen olacağım diyerek onların peşimizden ‘İşte ne kadar akıllı çocuk!’ demelerini sağladık. (Yapmadım diyen yoktur J) sonralarda bu durum ilk ve orta okul sıralarında devam etti. 
  • O vakitler şimdi olduğu gibi edebiyatı çok severdim ve tutturup Edebiyat Öğretmeni! olacağım derdim. (Şimdi sayısal alanı ve MBG mezunuyum ) . Demek ki neymiş 13-14 yaşlar meslek seçimi için uygun değilmiş. Hiç unutulmayacak bir 14 yaş geçirmişimdir çünkü sınava hazırlandığım sene babamın kanser olduğunu öğrenmiştim. Yorucu tedavi süreçleri, dinlenmesi, benim çalışmam derken aynı evde yaşıyan uzak iki insana dönüştük zamanla. Ama hep geçeceğine inandık ve geçti! Bu süre zarfında bana destek olan da oldu ama destek olacağını düşünüp köstek olan da. Bunu lütfen ve lütfen kimseye yaplayın, yaşatmayın! Bir akrabamızdı kendisi… anneme sürekli benim sınavı kazanamayacağıma, düz liseye gideceğime inandırmaya çalışırdı. Üstüne üstlük bir de o durumda kendisinin bize yardım edeceğini bu konularda üstün olduğunu bildirmişti. Başta o olmak üzere herkese en güzel hediye öyle bir dönemde Anadolu lisesi’ni kazanmam oldu.

İşte zorlu bir süreç şimdi başlıyordu…

  • Lise yıllarımda sayısal seçmem ile bir ayrımcılığın içine düşmüşüzdür hep. Sayısalcılar vs Sözelciler! (Ne büyük olay değil mi ama ?)

  • Hem her şeyi bulduğumuz  hem de en güzel zamanlarını çöpe attığımız  bir dönemdir lise dönemi. En güzel arkadaşlıkları da masum ikili ilişkileri de orada tadarız daha çok. Okuldan kaçmalar, kıkır kıkır gülüşmeler, dersleri ekip faaliyetlere katılmalar… işin kötü tarafı ise DERSANELER! Ne büyük kabus, ne rekabetçi bir ortamdı. Sınava girdiğim ilk sene yanlış dersane kurbanı olarak tekrar hazırlandım. İşte o vakit karar verdim bu bölüme. MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE GENETİK! Ne de heybetli değil mi ama J

  • Tercih döneminde bir Leyla edasıyla o vakit erkek arkadaşımın gittiği okulu ilk sıraya yazdım hem de Kimya Mühendisliği. Çok şükür ki gelmedi ve yine kendi bölümüme girdim. ( Yıllar sonra anlıyorum ki bunu yapmak çok komikmiş. Bir başkası için hayatını değiştirmeye çalışmak, kıyısından köşesinden kendini ona adapte etmek gelecek için ne kadar kötüymüş)

  • Şimdi öncelikle bölüm ile ilgili birkaç konuya açıklık getirmek isterim:

-           Moleküler biyoloji ve Genetik bölümü ‘Biyoloji’ bölümü ve TIP  ile aynı değildir. Yaşamsal olayları moleküler açıdan açıklar. O sebeple kırlarda böcek toplamaz, kan almaz, hastalıkları yüzeysel incelemez, ve tabii ki komşudan duyulan ilaçların size ne kadar iyi geleceğini bilemez J
-         Bazı öğrenciler TIP MOLEKÜLER BİYOLOJİ mi?diye  kararsız kalırlar. Cevap oldukça basit bana göre: daha önce de dediğim gibi moleküler biyoloji işin biraz da mutfağında kalır. İnsanlarla iletişimde olmaz fakat onların hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli dataları doktorlara sunabilir. Eğer yüz yüze bir iş yapmak istiyorsanız başka alternatif meslekleri deneyebilirsiniz.

  • Şimdi devam etmek gerekirse ilk sene tamamen adaptasyon senesi olup temel dersler ile basic bir laboratuar eğitimi alırız.

 ( Her yeni öğrenci gibi heyecandan yerimizde duramaz ve olur olmaz kongrelere bütün paramızı dökeriz).

  • Lisede bu bölümü seçmeleri için bize hep aynı şey söylenmiştir: GELECEĞİN MESLEĞİ! Hiç kimse gerçekten gelecek mi yahut son 10 senedir gelecek diye bakıyoruz ama gelmedi diye sormamıştır. İş alanları için her öğrencinin bir numaralı amacı Tüp Bebek merkezlerinde yahut adli bilimlerde çalışmak olmuştur. Ki o vakit cahil öğrencilik hayatımızda bilemeyiz ki staja bile tüp bebek merkezine gittiğimizde bize hiç birşey yaptırmayacaklar.

  • Zamanla (2 veya 3.sınıfta) bölüm ile ilgili dersleri ve bilgileri öğrenmeye başlarız. Bunlara seçmeli dersler(ne kadar kısıtlı olup zorunlu seçtirseler de) eklenir. 
  • Her şeyin güneşli olduğu bu günlerde az dersimiz varmış gibi kulüp ve organizasyon işlerine başlarız. Neden ? Çünkü ne kadar fazla akademisyen tanırsak o kadar daha iyi olur diye öğrendik. Peki bu insanları bir arada toplayan uluslar arası etkinlik düzenlerken döktüğüm gözyaşları ile zaten ben onlara uzanırdım belki. Yabana da atmamak lazım. Kendine güveni, bazı bürokratik işlemleri öğretiyor bu tarz sorumluluklar. (Başarı ile takdir edilmeyip en küçük şeyden yerin dibine geçirilmeyi öğretiyor.) Bunlar olurken bir ‘Scientific’ yönümüz ağır basarak proje almaya karar veriyoruz. Bu aslında toplum için ve bizim için farklı şeyler ifade etmekte.

(Hasta olmadan gittiğim hastanelerden buz küpleri içinde kanları metrobüste taşımak bilim insanı olmanın muhteşem yönlerinden biridir)
  • Bunun bir de donör olayı var. Her kontrole geldiğinde bilimsel çalışma için kan alan hastaneden çıkarken o insanların yüzündeki mutluluk: BİLİME DESTEK VERDİM mutluluğu. (Halbuki bilinmiyor ki liste tutulmadığı için 8 kere farklı kan veren amcamız aslında ihmalden hep aynı çalışmaya verici olmuş)

İşte tam da bu noktada size Moleküler Biyoloji ve Genetik okuyanlar ile Tıp okuyanlar arasındaki en önemli farkı sunmalıyım :

  •          Doktor adayları hastaları iyileştirmek için çaba gösterirler. Seyir halinde iyileşen hastalar onları mutlu eder. Bizim için ise durum tam tersidir:

-         Sağlıklı bireyler deneylerde kontrol olarak kullanıldığı için hasta örnekleri her zaman daha çekicidir. (Ne kadar çok hasta örneğim varsa o kadar fazla sonuç alacağım düşüncesi ile günahları da ayrıca toplamışımdır .)

  • Sona yaklaştığım yazımda şu an Toefl Sınavına hazırlandığımı (Yüksek Lisans için) belirmek isterim. 

  • Çok insan tanıdım üniversite hayatım boyunca. Örnek almak istediğim insanların motivasyon eksiklikleri ile de karşılaştım, sadece yanında 3 ay geçirdiğim insanların beni daha çok sevdiği zamanları da. Akademik hayatın ne kadar büyülü bir hayat olduğunu hayal ederken, aslında hocalarımızın  laboratuarda statü sahibi olmaksızın sadece deney yapmaktan mutlu olduğu zamanları da. Akademik yaşam zorlu bir süreç.

Her şeyden önemlisi temel bilimler özellikle kendi bölümüm hayatınıza bir bariyer koymanıza neden olabilir. 
Belki de burada önemli olan nokta neleri feda edebileceğinizdir! (Mesela 4 sene boyunca sadece 1 yaz tatil yapabilmeniz gibi )

‘Heyacan ile bu bölüme başladığımda bir insanı tamamlayabilecek her şeye sahiptim : Mutlu arkadaşlarım, vakit ayırabildiğim kısa seyahatlerim, halk oyunlarında sahne heyecanım, ekip arkadaşlarım ve hali hazırda bir sevgilim.’ Zamanla önceliklerimizi belirlerken bölümüm bana bütün bunları bir balona sıkıştırıp gökyüzüne salıvermemi öğretti.’

Ama yine de sevdim, hala seviyorum ve umudum tükenene kadar bu bölümü seveceğim.

Ve her koşulda iyi veya kötü durumlarda öf demeden bize destek olan ailemizi de bir öpelim bence! J

*Şimdi bunu okuduğunuzda o ben miyim acaba, bu o mu acaba demeyin. Sadece kendinizden bir parça bulun. Bu yazı bir bütündür ve hiçbir kurum ve kuruluşla ilişkilendirilemez.


Hoşça bakın zatınıza! :) 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder