3 Ağustos 2015 Pazartesi

KİTAP YORUMLARI # 10- ELİF ŞAFAK - ŞEMSPARE

Herkese Merhabalar,
Yepyeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım. Size tembelliği bırakacağımı söylemiştim :) Ayrıca şarkılarımı da değiştirdim. Gerçi siz bu yazıyı okurken 'Life is Wonderful' la la la laa diye çalmaya başlamıştır :)

Kitabımıza gelirsek bugün Elif Şafak'tan bahsedeceğim. Kendisinin Aşk kitabını alıp yarım bırakanlardanım. Kendisinin hayranı değilim ama çok beğenenler mevcut. Kabul etmeliyim ki TED Talklarda dinlediğimde sevdiğim bir kişilik. Sizler de dinlemek isterseniz tık tık .
Şemspare'yi de arkadaşımdan ödünç aldım. Okumayanlar için diyebilirim ki bir roman değil. Deneme tarzı bir kitap. Severek okudum mu? Evet!

Kitabın Adı: Şemspare
Kitabın Yazarı: Elif Şafak
Yayınevi: Yapı Kredi Yayıncılık
 Sayfa Sayısı: 248

Arka Kapak Yazısını Sizlerle Paylaşmak istiyorum keza beni kendisini okumam için etkiledi:

Kararır gökyüzü bazen; kasvetli bulutlar kaplar semayı.
Hayatın ritmi durağanlaşır, sohbetler bildikleşir, içimizde birikir yalnızlık hissi.

Nasıl Özleriz güneşi o zaman,
griler içinde aradığımız
bir tutam renk demeti
peri tozu gibi, inceden.

Gönülden yazılmış her roman, her hikaye, her kelime bir şemsparedir.
Güneş Parçası...
Düşer omuzlarımıza, kar tanesi gibi usulca.
Yağmur gibi yıkar ruhumuzu, arındırır tozdan kirden, tekdüzelikten...

Kitabı okurken heyecanlanmıyorsunuz ama kafa da yormuyorsunuz. Sakince öğüterek okunması gereken bir eser bence. Kitaptan bir de Elif Şafak'ın oğlunun isminin Zahir olduğunu öğreniyoruz..

Kitap hakkında çok iyi yahut çok kötü diye yorumlar okudum. Fakat şöyle söylemeliyim ki Elif Şafak  günümüzdeki kitap türlerinden yazarak biraz okurlarına nefes aldırmayı amaçlamış. Maalesef ki bayıldım harika bir kitaptı diyemeyeceğim, ama genel anlamda kötü de bulmadığım bir eser. Ben bunu yazarken annem de 'Ustam ve Ben' kitabını okuyor sevgili yazarın. Kendisinin de yorumlarını eklerim bir daha sefere.

İşte altı çizili cümlelerim:


  • gurbet tuhaf bir kelimedir, söyler söylemez ağızda kekremsi bir tat bırakır.Dil üstünde bir katre kaya tuzu, kolay kolay erimeyen. 'Tarif et' deseler edemezsin. Bir şey hep yarım kalır, bir nokta hep eksik. Kabataslak anlatır ama tam bir karşılığını bulamazsın.

  • Öyle kelimeler vardır ki; istesen bile hafife alamazsın.

  • Sabun gibi kayıverir avuçlarının arasından kelimelerin manası. Rüzgara yakalanmış uçurtma gibi savruluverir.Tutamazsın...

  • Birbirlerine'Tutunamayanlar'

  • Erkekler özgür olmak istedikleri için evlenmeye yanaşmıyor ya, aslında kadınlar da öyle. Özgürlüğümün tadına varabilmem için daha uzun süre bekar kalmam lazım. 

  • Erkek kızdı kadına. Onun bir türlü değişemeyişine. Bir midye gibi kabuğuna tutunmasına. Aralarındaki aşka sımsıkı sarılmasına. İki kişilik bir dünya yaratmaya kalkıp 'esas' dünya ile bağını koparmaya çalışmasına.

  • Ne tereddütsüz inanç mümkün, ne de tevazusuz özgüven.

  • Utangaç insanlarda tuhaf bir cesaret vardır, suskunlarda geniş bir kelime hazinesi. Yumuşak kalplilerde sağlam bir duruş vardır, merhametlilerde dirayet.

  • Tereddüt eder insan bazı bazı. Şüpheye düşer sevdiğinden de sevildiğinden de. Gölge olmadan güneş, şüphe olmadan aşk olur mu?

  • Bir insanı haftada yedi gün, günde yirmi dört saat aynı şekilde, hiçbir iniş çıkış yaşamadan sevmek mümkün mü?

  • Keşke söyleyebilsek birbirimize dürüstçe: - Seni seviyorum ama şu anda değil. Seni görmek istiyorum ama bugün değil. 

  • Gene görmek istersiniz o kişiyi, ilk fırsatta yeniden buluşmak. Sohbetine doyamaz, ruhunun dibini bulamazsınız, öylesine derin. 

  • Uçsuz bucaksız bir denizdir, kıyılarına varılmayan...
  • Türkiye'de bazı şeyler zordur: Mesela ' Ne filancayım, ne falancı sadece bireyim' demek zordur. Desen bile anlatabilmek, anlaşılmak zordur. Arafta kalana şaşırır bu toplum. Anlam veremez. Muhakkak arkasında bir bityeniği arar. Türkiye'de demokrat olmak, demokrat kalmak, bireysel özgürlüğüne ve farklılığına sahip çıkmak zordur.

  • Ve duygu olsaydı İstanbul, hüzün değil, hasret değil, elem değil, sevinç değil, sevgi değil, nefret değil ; aşk olurdu muhtemelen...

  • Aynılaşmış toplumlardan, cemaatlerden, yapılardan ürkerim oldum olası. Bireysel farklılıkları hoş görmeyen, çoğulluğu teşvik etmeyen ortamlardan ne sanat çıkar, ne felsefe ne de demokrasi. Pencereleri açık sınıflar, zihinleri açık öğrenciler... Budur bize yakışan! 

  • Tanıdığım herkes bilhassa kadınlar çekip gitmek istiyor. Tanıdığım herkes, bilhassa kadınlar çekip gitmek istediği halde gitmiyor, gidemiyor. Gidebilmek aslolan. Varmak değil. Dünyayı dolaşmalı, yeni yerler, başka haller, öte diyarlar görmeli. 

  • Biz neden ve nasıl ve sahi niye soyut mu soyut bir namus kavramı uğruna kadınlarımızı bozuk akçe gibi harcıyoruz?
  • Dünya bir kütüphane keşfedilmeyi bekleyen. İçinde yaşadığın şehir bir eser açılmayı bekleyen. Aşk da, insan da bir kitap okunmayı bekleyen...

  • İnsan sosyal bir varlık doğru. Ama insan, aynı zamanda yalnızlığından çok şey üretebilen bir varlık. Ve belki de bugün en temel ama bir o kadar da soyut olan eksikliklerimizden biri de bu: 'Yeterince yalnız kalmıyor, kalamıyoruz!'
  • Vazgeçebilmek bir erdemdir. 

  • Vazgeçebilmek lazım. Eğer bir yol bizi mutlu etmiyorsa onda körü körüne sebat etmek yerine, bırakabilmek lazım. Yazamadığımız kitapları, çekemediğimiz filmleri, geliştiremediğimiz projeleri, yürütemediğimiz meslekleri ve artık bizi sevmeyen sevgilileri bırakabilmek.. Vazgeçebilmek insana netlik getirir. Zihnimizi, kalbimizi, gereksiz karmaşadan arındırır. Bir berraklık kalır geride. Hüzünlü bir durgunluk. Ama bir o kadar da sakin...

İşte benden bu kadar! 

Başka bir kitapta görüşmek üzere
-Hoşça bakın zatınıza! :)







1 yorum:

  1. Ben en çok aşk ve araf romanlarını sevdim. Yazı ve bilgilendirme için eline sağlık canım:-)takipteyim bana da beklerim:-)

    YanıtlaSil